Tarih: 11.02.2026 18:19

“Çiftçi Bakan oldu ama neden Oldu?”

Facebook Twitter Linked-in

"Çiftçi Bakan oldu ama neden  Oldu?"

Gece yarısı yayımlanan kararnameyle Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi İçişleri Bakanı oldu. Türkiye'de gece yarısı kararları artık sürpriz değil. Asıl mesele şu: Bu bir kariyer terfisi mi, yoksa siyasi bir mesaj mı?

İçişleri Bakanlığı sıradan bir koltuk değildir. Bu makam; güvenliği, kamu düzenini, sokaktaki asayişi, sınır hattını, göç politikasını ve gerektiğinde siyasetin tansiyonunu yönetir. Böyle bir koltuğa getirilen ismin sadece "iyi bir bürokrat" olması yeterli midir?

Ankara kulislerinde konuşulanlara göre bu atama üç ana eksen üzerine oturuyor: güvenlikte daha sert bir çizgi, merkeze tam uyumlu bir yönetim anlayışı ve siyasi değil bürokratik ağırlığın öne çıkarılması.

Ancak burada kritik bir soru var: Bürokrasi mi siyaseti yönetecek, yoksa siyaset mi bürokrasiyi?

Mustafa Çiftçi'nin kariyeri incelendiğinde disiplinli, merkezle uyumlu ve sahaya hâkim bir profil görülüyor. Erzurum gibi stratejik bir şehirde görev yapmış olması da tesadüf değil. Ancak İçişleri Bakanlığı sadece idari bir makam değildir; aynı zamanda krizlerin, protestoların, seçim süreçlerinin ve toplumsal gerilimlerin merkezidir.

Bu atama, hükümetin "güvenlik öncelikli" yeni bir döneme hazırlandığı şeklinde yorumlanıyor. Özellikle düzensiz göç, organize suç yapıları ve olası toplumsal hareketlilik başlıklarında daha kontrollü ve merkeziyetçi bir yapı mı kurulacak?

Bir başka boyut ise siyasi denge meselesi. Aktif siyaset geçmişi olmayan bir ismin tercih edilmesi, kabinede teknik isimlerin ağırlığını artırma stratejisinin devamı olarak okunuyor. Bu tercih aynı zamanda "karar siyasi, uygulama teknik" anlayışının güçleneceği anlamına da gelebilir.

Fakat unutulmamalı:İçişleri Bakanlığı koltuğu yalnızca güvenlik politikalarıyla ölçülmez. Kamuoyuyla kurulan ilişki, şeffaflık, kriz anındaki refleks ve siyasi tansiyonu düşürme kabiliyeti de bu makamın sınavıdır.

Şimdi asıl mesele şu:Bu atama Türkiye'de güvenlik politikalarında yeni ve daha sert bir dönemin başlangıcı mı?Yoksa sadece isim değişikliğiyle sınırlı kalacak bir revizyon mu?
Eğer bu bir "mesaj ataması" ise, mesaj kime veriliyor? Muhalefete mi? Bürokrasiye mi? Sokaktaki vatandaşa mı?

Cevap, önümüzdeki aylarda atılacak adımlarda saklı.
Bir gerçek var ki;İçişleri Bakanlığı koltuğu sadece oturulan bir makam değildir. O koltuk, Türkiye'de devlet refleksinin en net görüldüğü yerdir.
Ve şimdi gözler Çiftçi'de.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —