Ortadoğu'da ki kaynayan kazanı görenler,
Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail'in İran'a yönelik hamleleri sonrası kamuoyunda birbirlerine sorup duruyorlar,
"Sırada Türkiye mi var?" Bu soruyu soranların bir kısmı kaygılı, bir kısmı öfkeli, bir kısmı ise bilinçli olarak korku yayma peşinde.
Öncelikle şunu netleştirelim: Türkiye mahallede sıraya dizilmiş bir "çocuk" mu ki Sırada Türkiye mi var? Sorusunu soruyorlar.
Türkiye; tarihi, jeopolitiği, ordusu ve devlet geleneği olan bir ülkedir. Biz, üç kıtada at koşturmuş bir medeniyetin mirasçılarıyız. Biz, tarih boyunca varlığını tehditlere rağmen sürdürmüş bir milletiz. Ancak mesele sadece hamaset değildir.
Güç Bağırmakla Değil Caydırıcılıkla Ölçülür
Uluslararası ilişkiler mahalle kavgasına benzemez. Devletler duygularla değil çıkarlarla hareket eder. Büyük güçler zaman zaman diş gösterir; (Donald Trump gibi) bu psikolojik üstünlük kurma yöntemidir. Fakat gerçek güç, diş göstermek değil gerektiğinde kullanabilecek kapasiteye sahip olmaktır.
Donald Trump gibi liderlerin sert açıklamaları çoğu zaman iç kamuoyuna yöneliktir. Küresel siyasette mesajlar çok katmanlıdır. Her yüksek ses savaş anlamına gelmez.
Türk Ordu'muz Tarihinde, Türk Silahlı Kuvvetleri, dünyanın en köklü ordularından biridir bunu bir Dünya iyi bilir.
Osmanlı İmparatorluğunun zaferlerinden sonra, Kurtuluş Savaşı'ndan Kore'ye, Kıbrıs Barış Harekâtı'ndan terörle mücadeleye kadar pek çok cephede savaşmış başarılar elde etmiştir.
Bu millet Çanakkale'de şunu söylemiştir: "Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum." diyen Başkomutan Mustafa Kemal paşa.
Çanakkale ruhunu anlatan dizelerde olduğu gibi: "Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi? En kesif orduların yükleniyor dördü beşi…" Bu dizeler korku değil; kararlılık anlatır.
Gerçek Özgüven
BU soruyu soranları öz güveninden şüphe ederim Çünkü, Özgüven bağırmak değildir. Özgüven, gerektiğinde susabilmektir. Özgüven, caydırıcılığa sahip olup savaşı son seçenek olarak görmektir. Türkiye bugün savunma sanayii yatırımları, yerli üretim hamleleri ve stratejik konumu sayesinde bölgesinde belirleyici bir aktördür. Ancak modern savaş yalnızca askerî güçle değil; ekonomi, diplomasi ve teknolojiyle kazanılır.
Soru Şu Olmalı
"Sıra Türkiye'ye mi?" sorusu yerine şu soruyu sormalıyız: Türkiye bölgesel gerilimlerde nasıl bir strateji izlemeli?
Akılcı denge mi, kontrolsüz öfke mi? Bu millet tarih boyunca gerektiğinde savaşmış, gerektiğinde masaya oturmuştur.
Bizi güçlü yapan sadece kılıcımız değil, devlet aklımızdır.
"Korkma!" diye başlar İstiklâl Marşı. Çünkü bu millet korku nedir bilmez, korkuyla yönetilemez. Ama aynı zamanda akılsız cesaretle de hareket etmez.
Türkiye ne sıradadır ne de sahipsizdir. Türkiye, kendi kaderini kendi tayin edecek güç ve iradeye sahiptir.