Tarih: 20.01.2026 18:07

Kürt Halkına Açık Uyarı: Başkalarının Savaşında Piyon Olmayın

Facebook Twitter Linked-in

Ortadoğu, bir kez daha büyük güçlerin satranç tahtasına dönmüş durumda. Suriye'de yaşananlar, sadece cephe hattındaki askerî hamlelerden ibaret değil; aynı zamanda halkların kaderini etkileyen derin bir siyasi mühendisliğin sonucu. Bu tabloda en ağır bedeli ödeyenlerin başında ise masum siviller geliyor. Özellikle Kürt halkı, yıllardır süren çatışmaların tam ortasında bırakılıyor.

Bugün kamuoyuna yansıyan tartışmalar, DEM Parti'nin Suriye sahasında izlediği çizgi üzerinden yeni soru işaretlerini beraberinde getiriyor. İddialara göre, Suriye ordusunu durdurma hedefiyle, yoksul ve çaresiz Kürt gençleri bir kez daha cepheye sürülüyor. Bu iddialar, sadece bir siyasi eleştiri değil; aynı zamanda vicdani bir alarmdır. Çünkü sorulması gereken temel soru şudur: Kürt halkı kimin adına, kimin çıkarı için savaşa gönderiliyor?

Ortadoğu'da son yirmi yılın pratiği açık bir gerçeği gösterdi. ABD ve İsrail başta olmak üzere küresel aktörler, sahada kendi askerlerini değil, yerel unsurları kullanmayı tercih ediyor. Bu strateji, "vekâlet savaşları" olarak adlandırılıyor. Sonuç ise hep aynı: Yıkılmış şehirler, kaybolmuş bir gelecek ve toprağa düşen genç bedenler. Kazananlar haritaları masada çizenler oluyor, kaybedenler ise cephedeki halklar.

Kürt halkı bu senaryoya yabancı değil. Irak'ta, Suriye'de ve bölgede defalarca aynı vaatler sunuldu: Özgürlük, statü, güvenlik. Ancak her çatışma sonrası geriye kalan; göç, yoksulluk ve derin bir hayal kırıklığı oldu. Bugün de benzer bir söylemle, Kürt gençlerinin Suriye'deki çatışmalara itilmesi, geçmişin acı tecrübelerini hatırlatıyor.

Burada asıl sorumluluk, Kürt halkı adına siyaset yaptığını iddia eden yapılara düşüyor. Siyasi temsil, halkı ateşin içine sürmek değil; onu yaşatacak, geleceğini koruyacak aklı ve iradeyi ortaya koymaktır. Bir halkın çocuklarını, başka devletlerin jeopolitik hesapları uğruna feda etmek, ne direniştir ne de özgürlük mücadelesi. Bu, en hafif tabirle büyük bir vebaldir.

Kürt halkına açık bir çağrı yapmak gerekiyor: Kendi kaderinizi başkalarının planlarına teslim etmeyin. Sizi "koruma" iddiasıyla savaşa çağıranların, yarın masadan kalktığında sizi orada bırakıp bırakmayacağını sorgulayın. Silahların konuştuğu her yerde ilk susan şey, halkın iradesi olur. Oysa gerçek güç, başkasının talimatıyla ölmekte değil; kendi geleceğine sahip çıkmakta yatar.

Bugün yapılması gereken, savaş naraları değil, aklıselimdir. Kürt halkının çıkarı; yeni cepheler açmakta değil, barışı, siyaseti ve meşru zemini güçlendirmektedir. Aksi hâlde tarih bir kez daha aynı cümleyi yazacaktır: "Kullandılar ve terk ettiler."

Bu yüzden uyarı nettir: Başkalarının savaşında piyon olmayın. Çünkü bu topraklarda ölen her genç, hangi kimliğe sahip olursa olsun, kaybedilen ortak geleceğimizdir.

Tuncay Çiftçi'nin
Köşe yazısı




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —