Biz emekliyiz. Yıllarca çalıştık, prim ödedik, sustuk. Şimdi konuşunca da "tepinip duruyor" oluyoruz.
Geçtiğimiz günlerde, CHP'den AK Parti'ye geçen milletvekili Hasan Ufuk Çakır'ın, sosyal medyada yayılan konuşmasını dinledim.
Sözler ağırdı. Kalplerimize ağır geldi.
"20 bin lira maaş alan emekliler tepinip duruyor" denildi. "İsviçre'de yaşamıyorsunuz" denildi.
Sınırlar, düşmanlar, işgal orduları anlatıldı. Hatta namus üzerinden korku salan ifadeler kuruldu.
Biz de soruyoruz: Ülkeyi emekliler mi kurtaracak? Biz Tepinmiyoruz, Tutunmaya Çalışıyoruz Atalar demiş ki: "Aç ayı oynamaz."
Bizim hâlimiz oynayan ayının hâli değil.Biz pazarda etiketlere bakıp geri dönen insanlarız.
Eczanede "birini sonra alırım" diyenleriz. Torununa harçlık veremeyip yüzü kızaranlarız.
Bu tepinmek değil, hayatta kalma mücadelesidir. Korku Anlatmakla Karın Doymuyor
Konuşmada işgal anlatıldı. Düşman anlatıldı. "Para verirsek savunma sanayii ne olacak" iması yapıldı.
Ama atasözü yine söylüyor: "Tok, açın hâlinden anlamaz."
Biz vatanı sevmediğimiz için konuşmuyoruz. Biz bu vatan için askerlik yaptık, 30 yıl polislik yaptım 5 yılım dağlarda, 10 yılım sokaklarda,15 yılımda değişik birimlerde halkın can ve mal güvenliğini korumak için gece gündüz ayaktaydık. vergi verdi, evlat büyüttük.
Vatan sevgisi maaşla ölçülmez ama açlık da vatan sevgisiyle örtülmez.
Devlet Adamına Saygı, Emekliye Hakaret Olmamalı Devlet adamına saygı elbette önemlidir. Ama saygı, başkasını aşağılayarak istenmez.
Atalar boşuna dememiş: "Keskin sirke küpüne zarar." Söz sertleştikçe toplum yaralanır.Emekli incindikçe, devlet güçlenmez.
Biz Bu Ülkenin Yükü Değiliz Bize "susun" deniyor. Bize "şükredin" deniyor.
Oysa biz diyoruz ki: Hakkımızı istiyoruz. Ne fazlasını, Ne başkasının payını.
Son sözüm: Ülkeyi emekliler kurtarmayacak. Ama emekliyi yok sayarak da ülke ayakta kalmayacak.
Çünkü:"Bir evin direği çürürse, çatısı da çöker."
