TRHT: CHP Milletvekili İnan Akgün Alp’in, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin PKK’ya yönelik olası bir operasyonuna karşı çıkışı ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in Suriye’ye ilişkin açıklamaları, bir süredir sessiz ilerleyen ama derin sonuçlar doğurabilecek bir tartışmayı yeniden gündeme taşıdı.
Milli Savunma Bakanı Güler’in, “talep halinde çatışmalarda Şam hükümetine gerekli desteğin sağlanabileceği” yönündeki sözleri, yalnızca askeri değil; diplomatik, siyasi ve toplumsal sonuçları olan bir yaklaşımı işaret ediyor. Suriye sahası, bugüne kadar Türkiye’ye ağır bedeller ödetmişken, bu alanda atılacak her yeni adımın çok daha dikkatli değerlendirilmesi gerekiyor.
İnan Akgün Alp’in itirazı da tam bu noktada anlam kazanıyor. Zira mesele yalnızca bir operasyon meselesi değil; Türkiye’nin dış politikada hangi dengeyi, hangi aktörlerle ve hangi bedellerle kuracağı meselesi. “Talep halinde destek” ifadesi, Türkiye’yi Suriye iç savaşının daha derin bir parçası hâline getirme riskini barındırıyor.
PKK ile mücadele, elbette Türkiye’nin meşru güvenlik hakkıdır. Ancak bu mücadelenin yöntemi, zemini ve uluslararası dengeleri göz ardı eden her adım, yeni sorunları da beraberinde getirebilir. Askerî reflekslerin, siyasi akılla ve diplomatik öngörüyle desteklenmediği noktada, bedeli çoğu zaman ülke öder.
Bugün sorulması gereken soru şudur: Türkiye, sınır ötesinde yeni bir belirsizliğin içine mi çekiliyor, yoksa gerçekten net ve uzun vadeli bir strateji mi izliyor? Bu sorunun cevabı, sadece Meclis’te değil, toplumun tamamında tartışılmayı hak ediyor.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.