TRHT: Gazeteci İsmail Saymaz’ın son açıklamalarını dikkatle dinledim. Türkiye gibi güvenlik sorunları yüksek bir ülkede İçişleri Bakanı olacak kişinin mutlaka Ankara, İstanbul, Adana ya da Mersin gibi büyükşehirleri yönetmiş olması gerektiğini söylüyor ve Sayın Mustafa Çiftçi’nin bu görev için yetersiz olduğu kanaatini dile getiriyor.
Ben bu noktada şunu sormak istiyorum: Bu değerlendirme hangi mesleki uzmanlığa dayanıyor?
Güvenlik Bürokrasi Deneyimi Mi, Yorumculuk Mu?
Mustafa Çiftçi, kaymakamlıktan başlayarak yıllarını mülki idareye vermiş bir isimdir. İlçe yönetmiş, kriz yönetmiş, güvenlik toplantılarına başkanlık etmiş, valilik makamında emniyet ve jandarma teşkilatının il düzeyindeki en üst mülki amiri olarak görev yapmış bir bürokrattır.
Çorum Valiliği ve Erzurum Valiliği gibi görevler, masa başı pozisyonlar değildir. Erzurum gibi stratejik ve güvenlik hassasiyeti bulunan bir ilde görev yapmak; terörle mücadele koordinasyonu, sınır hareketliliği, düzensiz göç ve afet yönetimi gibi başlıkları bizzat yönetmek anlamına gelir.
Şimdi soruyorum: Bir gazeteci olarak Sayın Saymaz’ın güvenlik bürokrasisi içinde hangi görev tecrübesi vardır? Emniyet teşkilatında mı görev yapmıştır? Jandarma komuta kademesinde mi bulunmuştur?
Mülki idare amirliği yapmış mıdır? Elbette gazetecilik kıymetli bir meslektir. Ancak güvenlik yönetimi, kamu düzeni ve devlet organizasyonu konusunda kanaat belirtirken, bunun hangi teknik bilgiye dayandığı da sorgulanmalıdır.
Büyükşehir Yönetmek Tek Kriter midir? Türkiye Cumhuriyeti’nde İçişleri Bakanlığı sadece büyükşehir belediyesi ölçeğinde şehir yönetmekten ibaret değildir. Bakanlık; güvenlik koordinasyonu, afet yönetimi, sınır güvenliği, terörle mücadele, göç politikası ve kamu düzeni gibi çok katmanlı bir yapıyı içerir.
Mülki idare sisteminde yetişmiş bir ismin, sahada kriz ve güvenlik yönetimi deneyimi kazanmış olması mı daha önemlidir, yoksa sadece nüfus yoğunluğu yüksek bir şehirde görev yapmış olması mı?
Bu sorunun cevabı objektif kriterlerle verilmelidir. Bu Sözlerin Arkasında Ne Var?
Bir başka soru daha var: Bu açıklama sadece kişisel bir kanaat midir, yoksa kamuoyunda algı oluşturma çabasının bir parçası mıdır?
Bir İçişleri Bakanı hakkında “yetersiz” ifadesini kullanmak, sıradan bir eleştiri değildir. Bu, doğrudan devletin güvenlik yönetimine ilişkin bir sorgulamadır. Böyle bir iddianın somut verilerle desteklenmesi gerekir. Aksi halde şu soru gündeme gelir: Bu değerlendirme teknik mi, yoksa politik mi?
Benim kanaatim nettir: Mustafa Çiftçi’nin kariyeri, mülki idare geleneğinden gelen, sahada görev yapmış, güvenlik bürokrasisiyle doğrudan çalışmış bir devlet tecrübesini göstermektedir.
Eleştiri elbette yapılabilir. Ancak eleştiri, uzmanlık gerektiren bir alanda yapılıyorsa, eleştiriyi yapan kişinin de o alandaki donanımı sorgulanır.
Türkiye’nin güvenlik mimarisi üzerinden yapılan tartışmaların, kişisel kanaatlerle değil; somut idari performans, saha tecrübesi ve devlet geleneği üzerinden yürütülmesi gerektiğini düşünüyorum.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.