KURŞUN DEĞİL, SİSTEM ÖLDÜRÜYOR
KURŞUN DEĞİL, SİSTEM ÖLDÜRÜYOR
Bu satırları yazarken sadece bir haberi değil, içimde birikenleri anlatıyorum. Çünkü bu mesele artık dışarıdan izlenen bir tablo değil… Bizzat içinde hissedilen, yaşanan bir gerçek.
Ankara’da görev yapan bir Emniyet Amiri’nin yaşamına son verdiğini duyduğumda, aklıma ilk gelen şey “neden” olmadı. Çünkü cevabı zaten biliyordum.
Yıllarca bu mesleğin içinde olan biri olarak şunu net söyleyebilirim: Bu teşkilatta insanı yıpratan şey sadece görev şartları değildir.
Asıl yıpratan; adaletsizliktir. Asıl yoran; görülmemektir. Asıl bitiren; emeğin yok sayılmasıdır.
Ben de gördüm… Ben de yaşadım…
Yazılıda başarılı olanın değil, mülakatta “uygun görülenin” kazandığı bir düzenin içinde; insanın inancı yavaş yavaş törpüleniyor. Bir süre sonra fark ediyorsun ki mesele ne bilgi, ne tecrübe, ne de alın teri…
Mesele; kimin yanında durduğun. Yıllarca görev yapıyorsun… Gece gündüz demeden çalışıyorsun… Ama bir gün geliyor, bir imza, bir değerlendirme, bir kanaat; bütün emeğini yok sayabiliyor.
Daha da ağır olanı şu: Seni hiç tanımayan, seninle aynı sahaya hiç çıkmamış insanların hakkında verdiği kararlar, hayatının yönünü belirliyor.
Ben şunu çok net gördüm: Bu sistemde insanlar kurşunla değil, mobbingle tükeniyor.
Üst amirin seni dinlemeden hakkında işlem başlatması… Bir söylentinin gerçekmiş gibi yayılması…
Yıllarca verdiğin emeğin bir kalemde silinmesi… Ve en acısı;
Buna kimsenin ses çıkarmaması. İşte insanı yalnızlaştıran da bu. Yıkan da bu. Susturan da bu.
Bugün yaşanan her intihar vakasına “bireysel” demek, gerçeği görmemektir. Bu artık bireysel değil… Bu, sistematik bir sorunun sonucudur.
Çünkü bir insan durduk yere vazgeçmez. Bir polis, bu mesleğe gönül vermiş biri, kolay kolay pes etmez.
Ama sürekli değersiz hissettirilirse… Sürekli haksızlığa uğradığını düşünürse… Sürekli yalnız bırakılırsa… İşte o zaman kırılma başlar.
Ben bu kırılmayı yakından gördüm.
Sessizliğin nasıl büyüdüğünü gördüm. İçine atılanların nasıl biriktiğini gördüm. Bu yüzden bugün açıkça söylüyorum: Sorun kişiler değil, sistemdir.
Adil olmayan terfi sistemi… Şeffaf olmayan mülakatlar… Denetimsiz yetki kullanan yöneticiler… Bunların hepsi bir araya geldiğinde ortaya çıkan şey;
meslekten kopan insanlar değil sadece… Hayattan kopan insanlar oluyor. Bir polis eksildiğinde sadece bir personel gitmez…
Bir aile yıkılır.
Bir düzen bozulur.
Bir umut daha söner.
Ve biz hâlâ susarsak…
Bu tablo değişmez.
Ben yaşadım, biliyorum.
Görmezden gelmenin bedelini de biliyorum.
O yüzden artık susmayacağım. Çünkü bu mesele bir kişinin meselesi değil. Bu mesele; emeğin, adaletin ve insan onurunun meselesidir. Ve unutulmamalı:Adaletin olmadığı yerde, hiçbir başarı kalıcı değildir.
Hiçbir kurum güçlü kalamaz. Asıl mücadele edilmesi gereken yer bazen sahada değil… Masada verilen kararlardır.



