Bugün, 19 Şubat 2026 Perşembe

Laiklik Tartışması Üzerinden Eğitim Gerilimi

Laiklik, Kur’an Kursları ve Anaokulları: Gerçek Tartışma Nerede?

Tarih: 18.02.2026 11:54 Güncelleme: 18.02.2026 11:54
Laiklik Tartışması Üzerinden Eğitim Gerilimi

TBMM’de yapılan son açıklamaları dinlerken şunu düşündüm: Biz gerçekten eğitim meselesini konuşuyor muyuz, yoksa yine ideolojik cepheler üzerinden mi tartışıyoruz?

CHP Milletvekili Suat Özçağdaş oldukça sert ifadeler kullandı.

“Çocuklar siyasete alet ediliyor” dedi.

“4–6 yaş Kur’an kursu açmayı anaokulu açmaya tercih eden bir siyasal iktidar var” ifadesini kullandı.

“Paran varsa anaokuluna gidersin, paran yoksa kurs adı altında ne idüğü belirsiz kurslara gitmek zorundasın” sözleri ise tartışmanın dozunu iyice yükseltti.

Hatta işi “Türkiye’nin laikliğine düşmansınız” noktasına kadar taşıdı.

Bu sözler elbette siyasetin dili olabilir. Ancak ben meseleye başka bir yerden bakıyorum.

Laik Bir Ülkede Kur’an Kursu Olur

Önce şu soruya kendi adıma net cevap vereyim:

Laik bir ülkede Kur’an kursu olur mu?

Olur.

Laiklik, dini hayatı kamusal alandan silmek değildir. Laiklik; devletin bir inancı dayatmaması, tüm inançlara eşit mesafede durması ve vatandaşın tercihine karışmamasıdır. Eğer bir aile çocuğunu Kur’an kursuna göndermek istiyorsa, bu onun anayasal hakkıdır. Buna kategorik olarak karşı çıkmak, laikliği yasakçılığa indirgemektir.

Ben bir Müslüman olarak Kur’an kurslarına “ne idüğü belirsiz” gibi genelleyici bir ifade kullanılmasını doğru bulmam. Türkiye’de Kur’an kursları yasal çerçevede ve devlet denetiminde faaliyet göstermektedir. Eleştiri yapılacaksa denetim mekanizması, pedagojik içerik ya da uygulama üzerinden yapılmalıdır; inancın kendisi üzerinden değil.

Peki Anaokulları Gerçekten Paralı mı?

Öte yandan ekonomik eşitsizlik meselesini de görmezden gelemem.

Devlet anaokulları kağıt üzerinde ücretsizdir. Ancak uygulamada katkı payı, yemek ücreti, temizlik gideri gibi kalemlerle ailelerden aylık ödeme talep edildiğini biliyoruz. Bölgeye göre değişmekle birlikte bu tutarlar dar gelirli aileler için ciddi bir yük oluşturabiliyor.

Özel anaokulları ise zaten yüksek ücretli. Özellikle büyük şehirlerde bu rakamlar birçok ailenin erişemeyeceği seviyede.

Burada sormamız gereken soru şudur: Devlet okul öncesi eğitimi gerçekten yaygın ve fiilen ücretsiz sunabiliyor mu?

Eğer kamu kapasitesi yeterli değilse, aileler alternatif arayışlara yönelir. Bu alternatif bazen özel okul olur, bazen Kur’an kursu olur. Bu tercihin arkasında sadece ideoloji değil, ekonomik gerçeklik de vardır.

Barınma Meselesi ve Hassasiyet

Karaman’da yaşanan acı olaylar hâlâ hafızalarımızda. Bu nedenle yurt ve barınma konusu son derece hassastır. Devletin burada denetim sorumluluğu tartışılmazdır.

Muhalefet, bazı düzenlemelerin cemaat yapılarına alan açtığını savunuyor. İktidar ise her şeyin yasal ve denetimli olduğunu belirtiyor.

Benim için mesele şudur: Devlet kendi barınma kapasitesini yeterince artırabiliyor mu? Denetim mekanizmaları gerçekten etkin mi?

Eğer devlet boşluk bırakırsa, o boşluk bir şekilde doldurulur. Asıl tartışma ideolojik sloganlar değil, bu yapısal eksiklikler olmalıdır.

Laiklik Kimin Silahı?

“Laikliğe düşmansınız” gibi cümleler siyasette alkış getirebilir. Ama eğitim gibi hayati bir meselede bu dil çözüm üretmez.

Laiklik benim için;Dini yasaklamak değil,Devletin tek bir ideolojiyi dayatmamasıdır.

Gerçek mesele şudur:Devlet hem nitelikli ve gerçekten erişilebilir anaokullarını güçlendirebiliyor mu, hem de dini eğitimi denetimli ve tercihe dayalı şekilde sürdürebiliyor mu?

Eğer her iki alan da güçlü olursa, bu tartışma ideolojik bir savaş olmaktan çıkar. Demokratik bir tercih meselesine dönüşür.

Benim durduğum yer net: Çocuklar siyasi hesapların aracı değildir. Eğitim, sloganla değil; eşitlik, özgürlük ve sorumluluk dengesiyle yürütülmelidir.

 

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.