Türkiye’de emeklilik, artık sadece bir sosyal statü değil; hangi şartlarda yaşadığınızı belirleyen bir kader meselesi. Bu kaderin iki ayrı yüzü ise geçtiğimiz günlerde ulusal bir televizyon kanalındaki canlı yayında aynı cümlelerin içine sığdı.
MHP Genel Başkan Yardımcısı DR.İzzet Ulvi Yönter, canlı yayında emeklilik tartışması yapılırken şu ifadeyi kullandı:
“Benim babam da emekli ama şükrediyor.”
Ardından spiker sordu: — Emekli misiniz? — Evet, emekliyim. — EYT’den mi?
Bu soruya verilen yanıt ise gülümsemeyle geldi: — Hayır, milletvekili emeklisiyim. İşte tam bu noktada “baba” ile “Billahi” kelimeleri aynı yayında ama farklı gerçekliklerde yerini aldı.
“BİLLAHİ ARKASINDAYIZ” DENİLEN EMEKLİLER
Yayında spiker, emekliler adına oldukça net bir tablo çizdi:
“Emeklilerimiz sorar, emeklilerimizin billahi arkasındayız.
En düşük emekli aylığı sefalet miktarıdır, yükseltilmesi lazım.
Kök ücretin artırılması lazım. Biz bunu daha önce de söyledik.”
Bu sözler, Türkiye’de milyonlarca emeklinin aylardır, hatta yıllardır dile getirdiği taleplerin özetidir. En düşük emekli maaşıyla geçinemeyen, kira ile gıda arasında tercih yapmak zorunda kalan bir kitle söz konusudur.
“ALLAH BES, BAKİ HEVES” İLE YÖNETİLEN UMUT
Spikerin “Peki nasıl olacak?” sorusuna verilen yanıt ise siyasetin en zor sorusuna karşılık gelen en soyut cümlelerden biri oldu:
“Allah bes, baki heves… Bir umuttur yaşamak.
Yapamazsak, biz bunların yüzüne nasıl bakacağız?”
Bu sözler, bir temenniyi ve vicdani kaygıyı ifade ediyor olabilir. Ancak emekliler açısından mesele artık umut değil, matematik meselesidir.
Umut, market kasasında geçmeyen bir para birimidir.
BABA AYNI, EMEKLİLİK AYRI
“Babam da emekli ama şükrediyor” cümlesi, tek başına yanlış değildir. Kimsenin şükrüne itiraz edilemez. Ancak kamuoyunun sorguladığı nokta şudur:
Aynı ülkede, biri milletvekili emeklisi, diğeri en düşük maaşla geçinmeye çalışan iki emekli varsa, bu fark “şükür” ile açıklanabilir mi?
Burada eleştirilen kişiler değil, sistemdir. Sorun, bir babanın şükretmesi değil; milyonlarca emeklinin şükredecek hâlinin kalmamasıdır.
“Billahi arkasındayız” demek, güçlü bir ifadedir. Ama emekliler artık sözlerin değil, maaş bordrolarının arkasında durulmasını bekliyor.
Baba aynı baba olabilir. Ama emeklilik, herkes için aynı hayatı sunmuyorsa; o zaman tartışılması gereken, emeklilerin nankörlüğü değil,
adaletin eksikliğidir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.