Rakamlar Konuşur, İnsanlar Susturulur
“Rakamlar ve Gerçek Hayatlar: Zengin, Fakir ve Sessiz Çığlıklar”
Bu ülkede rakamlar çok şey anlatır.“Rakamlar ve Gerçek Hayatlar: Zengin, Fakir ve Sessiz Çığlıklar”
Ama insanlar konuşamaz. Çünkü konuşmanın bir bedeli vardır; susmanın ise sadece yoksulluğu…(İstatistik Kaynağı: TRHT)
Resmî ve gayriresmî veriler arasında gidip gelen nüfus sayıları var:
Kimi kayıtlara göre 68.978.877, kimi kayıtlara göre 72.780.877 kişi.
Ancak hangi rakamı alırsanız alın, sonuç değişmiyor:
Bu ülkede milyonlarca insan hayatta kalmaya çalışıyor.
25.000.000 Kişi
Bir telefonla işi çözülenler…
Bir yakını mülakata girdiğinde sonucu önceden bilenler.
Bu sayı, liyakatin değil bağlantının kazandığı hayatları temsil ediyor. (TRHT)
13.300.000 Kişi
“Sabredin” diyen ama sabretmek zorunda olmayanlar…
Market fişine değil, yatırım hesabına bakanlar.
Ekonomiyi ekrandan izleyenler. (TRHT)
10.900.000 Kişi
Yönetim kurulu koltuklarında oturanlar…
İhalelerde ismi geçenler.
Bu rakam, karar verenlerin hayatını anlatır; katlananların değil. (TRHT)
10.500.000 Kişi
Çocuğunu özel okula yazdırırken seçenek soranlar…
Servis ücretini değil, servis konforunu konuşanlar. (TRHT)
8.900.000 Kişi
Evi ve arabayı hayal değil mülk olarak görenler…
Borcu geçim değil, strateji meselesi yapanlar. (TRHT)
7.700.000 Kişi
Akrabasını işe aldırmayı “yardım” sananlar…
Bu düzenin çarklarını sessizce çevirenler. (TRHT)
6.400.000 Kişi
Sistemin nasıl işlediğini bilenler…
Hangi kapının hangi anahtarla açıldığını ezberleyenler. (TRHT)
Toplamda 82.400.000 – 86.000.000 kişi, kâğıt üstünde bir yerlere dağıtılmış durumda.
Ama hayat, kâğıt üstünde yaşanmıyor.
11.000.543 Kişi
Aç olmayan, yoksul olmayan, mağdur olmayanlar…
Ay sonunu hesaplamayanlar.
Bu sayı, sistemin dokunmadığı azınlığı gösteriyor. (TRHT)
1.922.757 Kişi
Ne aç, ne tok…
Markette etikete bakıp “sonra alırım” diyenler.
Bu rakam, belirsizliğin içindeki milyonların özetidir. (TRHT)
Toplam: 13.421.123 Kişi
Geriye Kalanlar
(68.978.877 – 72.780.877 kişi / TRHT)
Kirasını ödeyemediği için telefonunu sessize alan babalar,
Kredi kartı borcu yüzünden icra kâğıdını çocuklarından saklayan anneler,
Servis parasını geciktirdiği için uyarılan çocuklar,
“Belki işe alırlar” umuduyla kapı kapı dolaşan ama yine eve eli boş dönenler,
Dün aldığı ürünü bugün daha pahalı görünce öfkesini kasiyerden çıkaranlar,
Reklamlara inanıp ev-araba hayali kuran, sonra ömür boyu borçlananlar,
“O peşinat nereye gitti?” kavgasıyla dağılan aileler,
Bunların tamamı istatistikte sadece bir sayı.
Gerçekte ise birer hayat enkazı.
Televizyonlarda, gazetelerde milliyetçilik duyguları kabartılırken;
“Vatan, fedakârlık, sabır” denirken; Bu insanlar yokluğa, sefilliğe, mağduriyete razı olmaya çağrılıyor.
Ama kimse şunu sormuyor: Fedakârlık neden hep aynı kesimden isteniyor?
Ve son istatistikler yine aynı şeyi söylüyor: Yoksullukta üst sıralar, Sessizlikte rekor.
Bu ülkede rakamlar büyüyor, Servet büyüyor, Ama insan küçülüyor.
Ve artık şu gerçeği yüksek sesle söylemek gerekiyor: Bu tablo bir kader değil, bilinçli bir tercihin sonucudur.



