Erzurum…
Soğuğun kemiğe işlediği, ayazın insanın içini titrettiği şehir. Kış burada sadece mevsim değildir; sabırdır, imtihandır, dirençtir.
İşte bu sert coğrafyada, Yakutiye’de Lalapaşa Camii’nin önünde kameramıza yansıyan bir manzara vardı ki; insanın boğazına düğüm, yüreğine sızı bıraktı. Yoksulluğun tam ortasında dimdik duran bir Dadaş: Mehmet Sait.
Üç Beş Parça Umut
Sait’in tablasında ne var dersiniz? Üç beş tane tırnak makası… Dokuz on paket kağıt mendil… Yedi sekiz tane Derby tıraş bıçağı…
Hepsi bu.
Ne düzenli bir geliri var, ne de kapısını çalan bir yardım eli. İş-Kur’a mevsimlik iş için müracaat etmiş; ses seda yok. Kışın en ağır şartlarında, “bugün eve ekmek girecek mi?” sorusuyla uyanan binlerce dar gelirli Erzurumlu gibi o da hayatla boğuşuyor.
Yoncalık Mahallesi’nde, elli metrekarelik, gecekondu denecek bir evde kız kardeşiyle birlikte hayatta kalmaya çalışıyor. Sobayla ısınan, yoklukla sınanan bir hayat.

Ama duruşu…
İşte o duruş Erzurum duruşu. Selam Var, Çare Yok
Sait diyor ki:
“Belediye başkanları beni tanır. Ankara’dan gelen bakanlar, bürokratlar, Vali Bey, Büyükşehir Belediye Başkanı, Yakutiye Belediye Başkanı…
Lalapaşa’yı gezmeye gelirler.
Önümden geçerken ellerini kaldırıp selam verirler. Ben de ‘Aleyküm selam Başkanım’ derim.”
Selam var… Ama çare yok.
Bir Dadaş’ın onuru var, el açmak yok. Ama görmezden gelinmek de insanın canını yakıyor.
Bel Ağrısı Var, İsyan Yok
Sorduğumuz sorular sıradan ama cevaplar ders niteliğinde:
— Nasıl satış yapabiliyor musun?
— Başka gelir kaynağın var mı?
— Valiliğe, belediyelere müracaat ettin mi?
— Nasıl geçiniyorsun?
Cevap net, sade ve tok:
“Çok şükür nefes alıyorum. Zor da olsa alıyorum.
Belim ağrıyor sadece…
Akşamları her gün getirip götürdüğüm seyyar tablayı artık sırtlamak zor geliyor.
İş-Kur’a başvurdum ama hâlâ ses yok.”
Ne feryat var, ne beddua, ne isyan…
“Allah Var, Gam Yok”

Ve sözlerinin sonunda Erzurum’un özeti gibi bir cümle dökülüyor dudaklarından:
“Ne diyeyim hemşerim… Bu hayat imtihan dünyası. Allah var, gam yok.”
İşte insanlığı sorgulatan cümle tam da bu. Yokluğun içinde şükür… Sefaletin içinde vakar… Görmezden gelinmişliğin içinde sessiz bir çığlık.
Bu Şehir Ne Zaman Duyacak?
Erzurum, dadaşlığıyla övünür. Vefasıyla anılır. Komşusu açken tok yatmamakla bilinir.
Ama Lalapaşa Camii’nin önünde her gün duran Sait’i kaç kişi gerçekten görüyor? Belki de mesele yardım etmekten önce fark etmektir.
Belki de insanlık, tam da bu noktada yeniden sınanıyordur.
Soğuk çok… Ama bazı yalnızlıklar hem ayaz hem daha soğuk.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.