Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yine tanıdık bir tabloyla karşı karşıyayız. Kameralar önünde verilen sözler, kapalı kapılar ardında buhar oldu. Emekli bir kez daha vaatle avundu, oyla yok sayıldı.
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, parti grup toplantısında açık ve net bir mesaj verdi: “Emeklilerin yanındayız, destek olacağız.”
Peki sonra ne oldu? Emeklilerin geçim şartlarının araştırılması, maaşlarının iyileştirilmesi ve alım gücünün artırılması amacıyla Meclis’e sunulan önerge, her zamanki gibi AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi.
İşte tam da bu noktada sormak gerekiyor: Bu neyin desteği? Bu nasıl bir samimiyet?
Bir yanda kürsüden verilen sözler… Diğer yanda parmak kaldırırken verilen ret oyları… Emekli pazara çıkıyor, filesi boş. Eczaneye giriyor, reçeteyi yarım alıyor. Kirasını, faturasını düşünüyor, geceleri uyuyamıyor.


Ama Meclis’te ne oluyor?
“Destekliyoruz” denilen emekli için araştırma yapılmasına bile izin verilmiyor. Bu önerge bir maaş artışı değildi. Bu önerge bir bütçe devrimi de değildi. Bu önerge sadece emeklinin durumunu konuşalım, araştıralım, çözüm üretelim çağrısıydı.
O çağrı da AK Parti ve MHP duvarına çarptı. Bugün en düşük emekli maaşı rakamlarla makyajlanıyor olabilir. Ama hayatın gerçeği rakamları çoktan aştı. Emekli, açıklanan her zamda biraz daha yoksullaşıyor.
Ve artık toplum şunu çok net görüyor:
Kürsüde verilen sözle, oylamada verilen oy örtüşmüyor. Emekli, siyasi söylemlerde var; Meclis kararlarında yok. Buradan açıkça soruyorum:
Eğer gerçekten emeklinin yanındaysanız, Neden her emekli önergesi “ret” ile sonuçlanıyor? Sözün kıymeti, oyla ölçülür. Ve bu oylamada emekli yine kaybetti.
Ama unutulmasın: Emekli sandıkta hafızasını tazeler. Verilen sözleri değil, verilen oyları hatırlar. Bugün reddedilen önerge, yarın sandıkta sorulacak bir hesabın başlığıdır. Ve o hesap günü yaklaşıyor…

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.