Trafikte her gün aynı sahneyle karşılaşıyorum. Korna sesiyle başlayan bir tartışma, birkaç saniye içinde kavgaya dönüşüyor. Bir bakıyorsunuz, insanlar araçlarından inmiş, birbirine bağırıyor, hatta saldırıyor. O an şunu düşünüyorum: Bu öfke kime, neye?
Son günlerde trafik cezalarının artması en çok konuşulan konulardan biri. Sokakta, kahvede, sosyal medyada aynı cümleyi duyuyorum: “Devletin parası mı bitti?” Açık söyleyeyim, ben buna katılmıyorum. Bu mesele para değil, bu mesele can.
Ben bu ülkede her yıl yüzlerce ocağın söndüğünü biliyorum. Trafik kazalarında hayatını kaybeden gençleri, evlatlarını toprağa veren anneleri, eşini kaybeden insanları görüyorum. O acının tarifi yok. İşte tam da bu yüzden devletin görevi sadece yol yapmak değil; o yolda güvenliği sağlamak, insanın canını ve malını korumaktır.
Bugün artırılan cezalar bana göre bir tercih değil, bir zorunluluk. Çünkü kuralsızlık arttı. Çünkü sabır azaldı. Çünkü trafikte tahammül bitti.
Bakın, bir korna sesiyle çileden çıkan insanlar var. Direksiyondan inip karşısındakine saldıran, yaralayan, hatta ölümle sonuçlanan olaylara sebep olan kişiler… Bu sadece bir “trafik tartışması” değil; bu, toplumdaki öfkenin yola taşmasıdır.
Bir de işin başka bir boyutu var. Özellikle gençler… Araçlarına yüksek sesli müzik sistemleri taktırıp gece yarısı mahalle aralarında dolaşanlar. O müziği açtığında belki eğlendiğini sanıyor ama bir mahalleyi rahatsız ettiğinin farkında değil. Hasta var, yaşlı var, bebek var… O ses sadece müzik değil; başkalarının huzuruna müdahale.
Sonra ne oluyor? Vatandaş polisi arıyor. Emniyet Genel Müdürlüğü ekipleri geliyor, işlem yapılıyor. İdari ceza kesiliyor, bazen adli süreç başlıyor. Bu sefer aynı kişiler “neden ceza yazıldı” diye tepki gösteriyor. Oysa süreci başlatan yine kendi davranışı.
Ben şuna inanıyorum: Trafik cezaları artırıldıysa, bu bir gelir kapısı oluşturmak için değil; caydırıcılığı sağlamak içindir. Çünkü bazı insanlar kuralı ancak bedel ödeyince öğreniyor.
Devlet dediğimiz yapı, soyut bir kavram değil. Devlet, benim. Devlet, sensin. Devlet, hepimizin ortak düzeni. Ve bu düzen zarar gördüğünde, aslında hepimiz zarar görüyoruz.
Direksiyon başına geçtiğimde artık şunu kendime hatırlatıyorum: Bu araç sadece bir ulaşım aracı değil, aynı zamanda bir sorumluluk. Bir anlık öfkem, bir başkasının hayatına mal olabilir.
O yüzden mesele ceza değil. Mesele bilinç.
Ve ben diyorum ki: Trafikte biraz daha sabır, biraz daha saygı… Belki de kurtaracağımız bir hayat var.


