Jeffrey Epstein meselesi bir “ahlaksız milyarderin” hikâyesi değildir.
Bu dosya, küresel sistemin nasıl çalıştığını, kimin dokunulmaz, kimin harcanabilir olduğunu gösteren çıplak bir teşhir belgesidir. Burada suç bireysel değil, örgütlü ve korumalıdır.
Epstein yıllarca çocuklara tecavüz etti.
Bunu saklamadı, gizlemedi; aksine özel jetlerle, adalarla, malikânelerle aleni şekilde yaptı. Peki nasıl oldu da kimse dur demedi? Çünkü o jetlerde sadece Epstein yoktu. O uçaklar iktidarın, sermayenin ve siyasetin ortak taksisiydi.
2008’de verilen göstermelik ceza, Amerikan adaletinin gerçek yüzünü ortaya koydu.
Fakir biri aynı suçu işleseydi ömrü zindanda çürürdü. Ama Epstein zengindi, bağlantılıydı ve “korunan” bir isimdi. Yargı sistemi, güç karşısında diz çöktü. Hukuk, sermayenin emrine girdi.
2019’da yeniden tutuklandı.
Bu kez konuşacaktı. İsimler verecekti. O isimler devlet başkanlarını, kraliyet üyelerini, küresel şirket patronlarını işaret ediyordu. Tam da bu yüzden Epstein yaşamadı. Hücredeki kameraların çalışmaması bir tesadüf değil, suç ortaklığının delilidir.
“İntihar etti” diyenlere soralım:
Hangi sıradan mahkûm, böylesine hassas bir dosyada bu kadar rahat “ihmal” zincirine teslim edilir?
Epstein susturuldu. Ama asıl korkunç olan, onu koruyanların hâlâ koltuklarında oturuyor olmasıdır. Ne Clinton hesap verdi, ne kraliyet sarayı yüzleşti, ne de istihbarat servisleri sorgulandı. Çünkü mesele ahlak değil, çıkar düzenidir.
Ghislaine Maxwell’in mahkûm edilmesi bir adalet zaferi değil, günah keçisi operasyonudur. Sistemi aklamak için küçük bir kurban verilmiştir. Büyük balıklar yine kaçmıştır.
Bu dosya bize şunu öğretiyor:
Batı demokrasisi anlatısı, vitrin süsüdür. Arka planda ise çocukların bedeni üzerinden kurulan kirli bir iktidar ağı vardır. İnsan hakları söylemi, güç sahipleri için bir maske, mazlumlar için ise boş bir vaattir.
Epstein dosyası kapanmadı.
Sadece kilitlendi.
Ve gerçek adalet gelene kadar o kilidin anahtarı, halkın vicdanında durmaya devam edecek